
KÂHİN
Reema Hamza
Çeviren: Riyadh Abdulwahid
İki gri, öfkeli deniz
ve gözlerinin kıyılarında sürme köpükleri.
Dudaklarında bilinmeyenin fısıltısı,
olasılığın doğumundan daha hızlı.
Ve yeryüzü, onun gözbebeklerinde tamamlar
senin tam çemberini.
Mavi damarları titrer
göğsüne her vurduğunda.
Yüzükleri inler
bileziklerin histerisiyle.
Gözlerimin nefesleri soluk soluğa
deniz kabuklarının ardında.
Tılsımlarla abdest alıyorum.
Beş vakit namazımı iki kalp atışında kılıyorum.
Kalbimin yaprakları
avuçlarıma dökülüyor
o şöyle derken:
Ağaçlarınız yalınayak koştu.
Çocuklarınız yaşlılığa erdi.
Vasiyetleriniz naftalin sayıları.
Vay halinize!
Soylu atlarınız melezlerle karıştı
Dahis ve Al-Ghabra'da.
Meşe ağaçlarınız kamış ormanına döndü.
Size ne oldu?
Güllerinizi çatlamış bir yüzü olan
toprağa mı dikiyorsunuz?
Firavunlar her yıl Nil'e güzel bir kadın sunardı,
siz ise Nil'i sundunuz—ve
Firavunları!
Kendi ateşinin tütsüsü inceldi
derimin titremesiyle.
Duman ve gri saçlarının ormanları,
sisin şaşkınlığını derinleştirdi
şunu eklediğinde:
Vatanınız aç bir kedi gibi miyavlıyor.
İki rekat namazdan sonra,
secdelerinizi sarhoş kafatasları için yakıyorsunuz.
Geceyi yastığından sürüklüyorsunuz.
Falınızı telepati küresinde okuyun.
Yabancılaşma büyüsünü bozun—
yoksa zamanlamasını kaybetmiş çağlar olursunuz.
Şefkat muskaları yazın.
Gülün hafızasına girin.
Korkunuzda düğümleneni çözün.
Özgür kılın kendinizi
kaderin mıknatısından
ve cehaletin yerçekiminden.
Düşün tavanına dokunun,
ve sepetlerinizi
yıldızlarla doldurun.
Şair Reema Hamza'nın "Kâhin" adlı şiiri, kadim kehanetlerin ve mitolojik imgelerin rehberliğinde toplumsal bir uyanış çağrısı yapıyor. Metaforlarla örülü bu güçlü metin, okuyucuyu kendi hafızasını ve geleceğini yeniden sorgulamaya davet ediyor.

Yorum Yazın