
Ah, savaşçı dostum...
Biz kış savaşında,
öyle kalın giyinirdik ki;
elbiselerimiz,
taşıdığımız silahlardan daha ağır olurdu.
Ama bugün,
bize;
soyunup "Vatan" üzerine şarkı söyleyen
bir şarkıcı kadar bile
saygı gösterilmiyor.
Onların alkışlanan bedenleri,
bizim kaybettiğimiz hayatlardan,
kopan kollarımızdan,
eksilen bacaklarımızdan,
kararan gözlerimizden
daha değerli görülüyor.
Kimi vatan için
canını verdi.
Kimi kolunu...
Kimi bacağını...
Kimi de gözlerini...
Ama ince belli görünmek uğruna
kaburgasını şov için feda eden bir şarkıcı,
bugün bizden
yüz kat daha saygın,
yüz kat daha ünlü.
Hatırlıyor musun dostum?
Ne kadar kalın giyinsek de
üşürdük.
Bozkırın ortasında
ateş yakardık.
Uzun odunlar yandıkça,
onları ateşin içine doğru
sessizce iterdik.
Canını sıkma dostum...
Bizi de,
o uzun odunlar gibi
yavaş yavaş
ileriye iterler.
Yine üşüyor musun?
Hayatını vatan uğruna feda edenler de
üşüyor artık.
Şimdi kemikleri sızlıyor.
Belki de...
Biz çoktan öldük.
Sadece öldüğümüzü bilmiyoruz.
Tıpkı,
yaşadığımızı bilmediğimiz gibi...

Yorum Yazın