Sınıf mücadelesinin onurlu neferi 16.Ocak. 1980 gününü kara gün olarak hayat defterime acılar içinde kayda düştüm.
Senin katledilişinin sabah Ali Yalavuz kardeşim saat 9 sıralarında Istanbul Kazancı yokuşundaki İşyerime gelip acılı haberi bildirdiğinde, Dünyanın tüm yükü benim üzerime çökmüş boğulur gibi olmuştum, inanmamıştım, ''Ali' olamaz yanlış görmüşsündür?'' dedimse de'' Hayır abi,'' Mehmet'in boynundaki atkıyı benim eşim örmüştü.''
Ben hemen Cağaloğlu'ndaki Adli Tıp Kurumuna gittim. Yetkili bir kişi bana Morgu gezdirdiler, içerde katledilmiş çok insan vardı ama seni orada görmeyince, yüreğime biraz su serpilmişti.
Morg 'tan çıktım olayın yaşandığı bölgedeki Okmeydanı sosyal sigortalar Hastanesine gittim. Yetkililer beni hemen hastanenin morguna götürdüler seni musalla taşının üzerinde gördüğümde dünyam yıkıldı, daha vücudun sımsıcaktı. o an benim belleğimin sıfırlandığı andı.
Kadıköy yakasındaki tüm akrabalarımıza haber gönderdim, onlar geldikten sonra Mecidiyeköy'de oturan amcama ve yengeme kardeşlerini dostlar gidip aldılar. Böyle bir kara günün üzerinden kaç yıl geçerse geçsin, bizler hala inim inim inleten unutmak mümkün mü?
Seni katleden faşist cani senin lise yıllarında sınıf arkadaşın olduğunu öğrendiğimizde kabuk bağlamayan yaralarımızın kanı hala içimize akmaya devam ediyor.
Evlilik hazırlığı yaparken, sonsun uzluğa uğurladık, kara toprak seni karşıladı.
Mehmet kardeşimin katledilişinin 44 yılında yüreğimdeki meşalen harlanarak yanıyor, sınıf mücadelesinin bir neferi olarak ta yaşamın boyunca da yanmaya devam edecektir.
Canım kardeşim yoldaşım MEHMET anıların önünde saygı ile eğiliyorum. Saçtığın ışıklar yattığın yeri aydınlatsın.
Yorum Yazın