
Doğudan Doğuya
Yazan: Reema Hamza
Göz bebeğinin illüzyonunda,
tahta atlarının nalları
mesafelerin suyunu sürdü;
kişneyerek, köpürerek,
Ukaz çarşısında çınlayan şiirler gibi.
Işık yüzlerine düştü,
ve su, onları dizelere yazdı.
Bir sorunun sessizliğinde,
yansımasında kaybolan Narkissos,
buluşmamız için bir dehşet gömleği giydi
aynalar yorulana dek,
yüzlerden duydukları korkuyu yineleyip durarak.
Ve biz,
soruları ve odunları çoğalttık.
Çılgın bir yarışta,
düşüşün kıyısına öylesine yakın ki,
erdemli hakikatin fahişesi
Hamza tahtından indi
ve mavi dövmesini sattı.
Dil, dilbilgisi iplerinden sarkıyordu,
ve anlam—başlarımız
ulusal bir şiir gibi gerildi,
her kana uygun.
İsimlerimiz,
dirilişin reklam panoları oldu.
Gölgede,
Amun’un laneti mırıltının kıyısında oturdu,
soruyordu:
Güneşi nasıl söndürebilirim
gölgede bu kadar rahatça?
Elimizden mumu ve kibritleri aldı,
parmaklarımıza çaktı—
ve gölge bile
tutuştu,
ellerimizi kibrit çöpleri gibi yiyip bitirerek.
Değirmende,
taş, bir ayrım yapmadı
bir gözyaşının yuvarlaklığı ile
Nun harfinin yuvarlaklığı arasında.
Böylece buğday,
kendi kahverengi sessizliğinde intihar etti.
Her şey öğütülüşünde eşitlendi,
ve bereket, kısık bir ses oldu,
dönüyor, dönüyor—asla varamıyor.
Değirmende:
tüm hikâye,
ve hiçbir hikâye yok.
Düşünce bir bıçağın ağzında yürüdüğünden beri,
inilti, kırmızı yaraların barikatını aştı.
At pahalı,
kızlar kâğıttan,
ve yara
seni kendi eliyle yazıyor,
acının tüm beklentileriyle,
ve kanamanın şiiriyle koyulaşan kafiyelerle.
Burada,
tropikal yağmurun belagati
soytarının yüzünü yıkadı.
Tüm söz karnavalları
maskeli balo kostümleri içinde yere serildi.
Maskelerin süsü,
eli kolu bağlı metaforlar,
şiirin yüzü,
kesilmiş bir dişi deve.
Doğudan Doğuya,
dil dizlerinin üstüne düştü,
ve kolları olmayan bir şafak
işi devraldı.
Hikâyelerimiz—
kaybın sırtına saplanmış bir mızrak.
Biz onu yaralıyoruz, o da bizi.
Gece, dünün ceplerini boşalttı
kuzey rüzgârlarına.
Hayat ne zaman adını hecelediyse,
ölüm dudaklarında yeşerdi.
Sadece şu adildi:
savaşın fırınına tanık olmayanlara,
biletin parası iade edildi.
Şehirler harabelerini taradı
kurumuş bir şafağın tarağıyla.
Gölgeler genişlemekten yoruldu,
tarihte bir an soluklandı
sonra bizi
yeni bir kayba zorladı.

Yorum Yazın