
MODERN DÜNYANIN YANKISI: BOŞALAN KALPLER VE BARIŞ ARAYIŞI
Bugünün dünyasında insan, her geçen gün insani sevgiden biraz daha uzaklaşıyor. Her şeyin para, çıkar ve dış görünüşle ölçüldüğü bu çağda, kalp kendi asli değerini yitiriyor. İnsanlar lüks hayatlar inşa etme yarışına girerken, merhameti ve nezaketi bir kenara bırakıyorlar. Pahalı eşyalar ediniyorlar ancak birbirlerine söyleyecekleri tek bir sıcak kelimeden tasarruf ediyorlar. Ekranların başında saatler geçirirken, yanlarındaki insana olan mesafeleri her gün biraz daha açılıyor.
Bugün elimizde eskisinden çok daha fazla ev var ama huzurumuz daha az. Daha güzel arabalara biniyoruz, fakat kalplerimiz daha yorgun. Binlerce "bağlantımız" var, ama samimi bir sevgiye rastlamak bir o kadar zorlaştı. İnsani sevgi; ego, çıkar ve kibirle yer değiştiriyor. İnsanlar, sadece ihtiyaçları olduğunda yanaşıp, bir fayda görmedikleri an uzaklaşmayı marifet sayıyorlar.
Eskiden insan hissetmek için yaşardı, bugün ise sadece "göstermek" için. Gülümsemeler fotoğraflara sığdırılıyor, duygular ise sessizlikte kayboluyor. Toplum, mutlu görünmeyi öğrenirken, mutlu olmayı unutuyor. Bu büyük boşlukta, ruhumuz yavaş yavaş kuruyor. Oysa gerçek basit: Hiçbir zenginlik temiz bir kalbin yerini tutamaz, hiçbir lüks ruhu samimi bir kucaklama kadar ısıtamaz. Hayatın sonunda insan, sahip olduklarıyla değil, verdiği sevgiyle hatırlanır. Eğer insanlık bu erdemi kaybetmeye devam ederse, gün gelecek dünya insanlarla dolup taşacak ama "insanlık"tan tamamen mahrum kalacaktır.
BARIŞIN ANNESİ
Kadim toprakların koynunda,
Işığın kaynağı bir anne uyur;
Avuçlarında tutar şafağı,
Mitin karanlığını bir bir savurur.
Kalbinde kopar deli fırtınalar,
Sınır tanımayan bir deniz gibi;
Ama dudaklarında yankılanır dualar,
İnsanlık için, barışın tek sebebi.
Gözlerinde uyur beyaz bir ay,
Soğuk bulutların üzerine asılı;
Ve o sessiz gözyaşı damlaları,
Karanlık dünyada bir yıldıza yazılı.
Adımlarıyla yeşerir toprak,
Yeni umutlar filizlenir dalında;
Kan ve gözyaşından yorgun düşen dünya,
Vatan bulur onun merhamet yolunda.
Ey anne, sen sönmeyen o sakin ateş,
Görünmeden yanan o gizli nur;
Gök ile yer arasında bir köprü,
Ve bölünmez barışın tek yolcusu, o dur.

Yorum Yazın