1816 Yılında Antakya ve Çevresi
James Silk Buckingham'ın Gözlemleri Işığında Osmanlı Dönemi Antakya'sına Tarihî Bir Yolculuk
Hazırlayan: Hatay Tarih Araştırmaları
yüzyılın ilk çeyreğinde Anadolu, Levant ve Doğu Akdeniz coğrafyasını gezen Avrupalı seyyahların kaleme aldığı eserler, bugün tarih araştırmalarının en önemli birincil kaynakları arasında yer almaktadır. Bu isimlerden biri olan İngiliz seyyah James Silk Buckingham (1786-1855), 1816 yılında gerçekleştirdiği Antakya ve çevresi yolculuğunda tuttuğu ayrıntılı notlarla, dönemin şehir yaşamını, coğrafyasını, mimarisini ve toplumsal yapısını adeta fotoğraf gibi günümüze taşımıştır.
Buckingham'ın seyahatnamesi yalnızca bir gezi anlatısı değildir. Coğrafi ölçümler, arkeolojik gözlemler, ekonomik değerlendirmeler ve etnografik ayrıntılar içeren eser, 19. yüzyıl başındaki Osmanlı Antakya'sını anlamak isteyen araştırmacılar için önemli bir başvuru kaynağı niteliğindedir.
Lazkiye'den Antakya'ya Uzanan Yol
Buckingham, 10-11 Mayıs 1816 tarihlerinde Lazkiye'den ayrılarak Cebel-i Akra ve çevresindeki dağlık güzergâh üzerinden Antakya'ya doğru ilerler. Yol boyunca Cebel-i Akra, Cebel-i Musa ve Cebel-i Ahmar arasında kalan verimli ovayı, Asi Nehri'nin oluşturduğu doğal yapıyı ve bölgenin yerleşim düzenini ayrıntılı biçimde tasvir eder.
Karaköse, Meyadun, Zeytuniy ve Muğayrun gibi köylerde yaşayan Türkmen topluluklarının misafirperverliği, taş evleri, tarımsal üretimleri ve yaşam koşulları Buckingham'ın dikkatini çeker. Seyyah, bölge halkının çalışkanlığını ve kırsal yaşamın düzenini övgüyle anlatırken, yolculuğu sırasında karşılaştığı Roma dönemine ait lahitler, kalıntılar ve anıt eserleri de kayıt altına alır.
Seleukeia Pieria'nın Görkemi
Asi Nehri'ni geçtikten sonra ulaştığı Seleukeia Pieria'da Buckingham adeta bir arkeolog titizliğiyle incelemelerde bulunur. Kaya mezarları, antik şehir surları, kuleler, lahitler ve liman yapıları üzerine ayrıntılı gözlemler yapar.
Özellikle antik limanın mendireklerini ölçerek kapasitesinin yaklaşık bin gemiye hizmet verebilecek büyüklükte olduğunu değerlendirmesi, dönemin seyahatnameleri arasında dikkat çeken bilimsel yaklaşımlardan biridir. Roma mühendisliğine duyduğu hayranlığı dile getirirken, Süveydiye Vadisi'nin verimli tarım alanlarını ve bölgedeki Türkmen çiftçilerin ekonomik refahını da eserine yansıtır.
1816 Antakya'sı
Buckingham, Antakya'yı gördüğünde burayı Yafa ile Lazkiye arasındaki en büyük şehir olarak tanımlar. Asi Nehri kıyısına kurulu şehir; taş döşeli dar sokakları, taş ve ahşap evleri, kiremitli çatıları ve çok sayıda ibadet yapısıyla dikkat çekmektedir.
Seyyahın aktardığı bilgilere göre şehirde yaklaşık on iki minareli cami bulunmakta, çarşılar ise deri işçiliği, saraçlık, dokumacılık ve çömlekçilik gibi geleneksel zanaatlarla canlılığını korumaktadır. Nüfusun büyük çoğunluğu Müslümanlardan oluşurken, şehirde yaklaşık 150 Hristiyan ve 20 Yahudi ailenin yaşadığı belirtilmektedir.
Günlük Yaşam ve Halk Kültürü
Buckingham yalnızca mimariyi değil, toplumun gündelik hayatını da ayrıntılarıyla kaydeder. Hayat Çeşmesi çevresindeki halk inanışları, doğurganlık mağarasıyla ilgili ritüeller, kadınların giyim kuşamı, sarı çizmeleri, Asi Nehri kıyısındaki sosyal yaşam ve şehir halkının günlük alışkanlıkları dikkat çekici gözlemler arasında yer alır.
Şehir surlarını, kapıları ve Roma ile Seleukos dönemlerinden kalan mimari izleri de inceleyen Buckingham, Antakya'nın farklı medeniyetlerin izlerini aynı anda taşıyan çok katmanlı bir kent olduğunu ortaya koymaktadır.
Tarih Araştırmaları Açısından Önemi
James Silk Buckingham'ın 1816 yılında kaleme aldığı bu gözlemler, Osmanlı dönemindeki Antakya'nın sosyal, ekonomik, kültürel ve mimari yapısını ayrıntılarıyla belgeleyen nadir kaynaklardan biridir. Seyyahın yalnızca gördüklerini anlatmakla kalmayıp mesafeleri, yükseklikleri, liman ölçülerini ve coğrafi özellikleri sayısal verilerle aktarması, eserini sıradan bir seyahatnamenin ötesine taşımaktadır.
Bugün Antakya'nın kent tarihi, Asi Havzası'nın coğrafi gelişimi, Seleukeia Pieria'nın arkeolojisi ve bölgenin kültürel mirası üzerine çalışan araştırmacılar için Buckingham'ın notları hâlâ değerini koruyan temel kaynaklar arasında gösterilmektedir.
Aradan iki asırdan fazla zaman geçmiş olsa da Buckingham'ın satırları, Antakya'nın tarih boyunca taşıdığı kültürel zenginliği ve medeniyetler arasındaki köprü olma özelliğini anlamak isteyen herkes için eşsiz bir tarihî tanıklık sunmaya devam etmektedir.
Yorum Yazın