YUVASINI UNUTAN KUŞ
Yazar: Sheqere Sina
Seni özlüyorum sevgilim; nasıl ki kırlangıç baharı özler,
özlem beni, rüzgârın sonbahar yapraklarını savurduğu gibi alıp götürdü.
Bana bir söz söyle,
küçücük bir kuş cıvıltısı kadar olsun.
Yüreğinin hâlâ beni hatırlayıp hatırlamadığını bileyim.
Kim bulandırdı gözlerindeki gökyüzünü?
Kim çaldı eskiden söylediğin o güzel şarkıyı?
Hatıraların dalına bir işaret bırak;
çünkü sessizliğin beni yavaş yavaş öldürüyor.
Sen, sabahlarımı uyandıran kuştun.
Şimdi ise bulutların üzerinde dolaşan bir gölge oldun.
Ruhumu ışıkla süsledin,
sonra onu yalnızlığın içinde yaralı bıraktın.
Eski sözümüz nerede kaldı?
Onu şüphe kuzgunu mu yuttu?
Kim seni büyüledi de
seni yuvamızdan uzaklaştırdı?
Verdiğimiz sözler,
fırtınadan ürküp kaçan kuşlar gibi uçup gitti.
Kalbimi iki kanada böldün:
Birini yanında götürdün,
diğerini ise kanaması için bana bıraktın.
"Beni sonsuza kadar seveceğim." demiştin.
Ben de sana,
denizin aya inanışı kadar saf bir inançla inandım.
Söyle bana...
Gözlerinde bir yabancı olmama sebep olan hatam neydi?
Kışı da bekledim,
baharı da...
Tıpkı dönüş mevsimini bekleyen bir leylek gibi.
Ama yollar bomboş kaldı
ve adın ruhumda yankılanan bir sese dönüştü.
Susma...
Konuş!
Bir kez daha "Seni seviyorum." de;
istersen bu bir yalan olsun.
Çünkü bazı yalanlar,
soğuk gerçeklerden daha fazla ısıtır insanı.
Gözyaşlarım yanağımda kuruyor.
Kalbim ise açık bir yaraya dönüştü.
Yine de biliyorum...
Bir yerlerde hâlâ beni düşünüyorsun.
Tıpkı yuvasının çevresinde dolaşıp da
konmaya cesaret edemeyen bir kuş gibi.
Artık yoruldum,
ey yaramaz sevgili.
Aklımı,
bir şahinin avını yakaladığı gibi ele geçirdin.
Duygularımla oynadın;
tıpkı rüzgârın kaybolmuş kuşların tüyleriyle oynadığı gibi.
Ve bir gün geri dönecek olursan,
beni bıraktığın yerde arama.
Çünkü seni büyük bir özlemle bekleyen adam,
aşkın küllerini korurken
kendi ateşinde yanıp kül oldu.
Yazar: Sheqere Sina
Arnavutluk
© Tüm hakları saklıdır.
Yorum Yazın