
Kartel kelimesi, İtalyanca "kağıt yaprağı" anlamına gelen "cartello" ve Latince "charto" kelimelerinden türetilmiştir. Kartel oluşturan teşebbüsler, karlarını maksimize etmek için aralarında gizli anlaşmalar yaparak piyasayı ele geçirme ve rekabetin getirdiği maliyetleri minimize etmeyi hedefleyen piyasa aktörlerinden oluşan yapılanmalardır. İlk zamanlarda siyasal partiler için kullanılan bu terim, rekabet şartlarının ağırlaşmasıyla birlikte lider konumunda olan firmaların bir araya geldiği gizli konsorsiyumlar haline gelmiştir.
Kartellerin hem yasal hem de yasa dışı olmaları mümkündür. Küresel düzeyde faaliyet gösteren ve hükümetler tarafından teşvik edilen OPEC gibi konsorsiyumlar yasal kartellere örnek olarak verilebilir. Petrol fiyatlarını ve üretim miktarlarını belirleyen OPEC, 13 üye ülkeyi bünyesinde barındırmaktadır (Petrol İhraç Eden Ülkeler Topluluğu).
Türkiye’de Rekabet Kurulu, kartel oluşturduğu tespit edilen kuruluşlara elde edilen haksız kazancın ağırlığına göre cironun %30’u kadar ceza verebilmektedir. Ancak sağlam bir piyasa mekanizmasının kurulmaması nedeniyle sermaye aktörlerinin oluşturduğu karteller, vatandaşın sömürülmesine neden olmaktadır. Bu güçlü sermaye yapıları, arkasındaki politik destek olmadan bu kadar rahat hareket edemezler.
İhalelerden temel ihtiyaç maddelerine ve iletişime kadar pek çok alanda vatandaşın sömürüldüğü yerler haline gelen piyasada, marketlerdeki kalitesiz ve yüksek fiyatlı ürünlerin aynı standartta olması dikkat çekicidir. Enflasyon rakamlarının aksine aşırı fiyat artışları, vatandaşın belini bükmektedir.
Depremde bile iletişim sağlanamayan zorlu durumlarda, iletişim operatörlerinin tarifelerinin benzerlik göstermesi, dakika başı birim hesaplarıyla milletin kandırılması, her geçen yıl fahiş fiyat artışları yapmaları kartellerin ne denli etkili olduğunu gözler önüne sermektedir. Sigorta şirketlerinin enflasyonun kat kat üzerinde artan fiyatları, Ticaret Bakanlığı’nın yapılan şikayetleri geri çevirmesi, bu firmaların borsada en yüksek kârı elde etmelerine neden olmakta ve orta ile dar gelirli vatandaşın belini bükmektedir.
Piyasada oluşan ataleti kırarak üretim yöntemlerini etkili hale getirmek, çiftçinin ve üreticinin yanında olmak, yurtdışından 3 dolara aldığı eti burada 10 katına satan stokçuların önünü kesmek, rekabetçi piyasa şartlarını sağlamak, sermaye ile politikacılar arasındaki etik olmayan ilişkileri koparmak ve fiyat manipülasyonlarının önüne geçmek, sağlıklı bir piyasa düzeni için elzemdir.
Bekir Fidan
Yorum Yazın