
Vergilendirmenin kuralı ilk olarak Adam Smith tarafından "Ulusların Zenginliği" kitabında sunulmuştur. Bu kitap, bilinenin aksine, Amerika'da 1776 yılında yayınlanan "Bağımsızlık Bildirgesi"nden daha fazla etki yaratmıştır. Liberal, başka bir deyişle serbest piyasa ekonomisinin ilkelerini dile getirmiştir. "Ulusların Zenginliği" eserinde vergilendirme, bireylerin gelir ve servetlerine, iktisadi durumlarına göre adaletli ve eşit şekilde yapılmalıdır. Zaten bu teori, Anayasa'nın 73. maddesinde vergi ödevi başlığı altında tanımlanmış olsa bile, siyasi otoritenin etkisiyle amacından sapmıştır.
İster emekli ister düşük gelirli, asgari ücretli bir ailenin zamanında güç bela edindiği taşıtına, evine, arsasına ödediği vergiler, gelir durumlarını aşağı çekerek, ellerindeki varlıklarını yok pahasına satmaya zorlamaktadır. Varlıklar ve ülkenin kaynakları, iktidarın yandaşlarına transfer edilerek el değiştirmektedir. Bu da yoksullaşmaya ve iktidara muhtaç hale gelinmesine neden olmaktadır. Smith'in vergide ekonomi kuralı da bu uygulamalara karşı koymaktadır.
Adam Smith'e göre, ülkemizde görülenin aksine, asgari ücret ve işçinin ücretleri yüksek olmalı, iş kanunları işçi aleyhine değil, her zaman işçi lehine olmalıdır. Adil bir vergilendirme varsa, yüksek olmasında sakınca olmadığı vurgulanmaktadır. Toprak reformunun önemine de değinilmiştir. Orta Doğu ülkelerinde görülen ağalık, aşiret düzenlerinde olduğu gibi toprağın eşitsiz bir şekilde bölüşümüne karşı çıkılmaktadır.
Açıklık ilkesine göre, vergilendirme sürecinin şeffaf ve anlaşılır olması gerekirken, bütçe açıklarını, sade vatandaştan son dakika açıklamaları ile ek motorlu taşıtlar vergisi ve diğer ek vergiler adı altında almak bu kurala ve Anayasa hükümlerine tamamen aykırıdır.
Son dönemde basında "Kaynana Vergisi" adı ile yeni bir vergi çıkarıldığı iddia edilse de, bu konu adını merhum Prof. Dr. Şükrü Kızılot'un 2010 yılında yayımlanan kitabından esinlenerek almıştır. Ülkemizde vergilendirme açık ve şeffaf, anlaşılır, kişiye göre tespit edildiği için yıllardan beri zaten yürürlükte olan bu uygulamayı mükelleflerin bilmesi zor olabilir. Maalesef Adam Smith'in vergide kolaylık prensibi Türkiye'de geçerli olmadığı ve herkesin uzmanlığı, eğitim seviyesi aynı olmaması nedeniyle yeni bir düzenleme gibi anlaşılıyor.
Ayrıca, gazetelerde ve çeşitli yayınlarda bilgi kirliliği olduğu görülmektedir. Emsal kira bedeli, kiranın ayni; yani mal, eşya vb. ile alındığı durumlarda tahsil edilen kira bedelleri emsal bedeli ile hesaplanır. Gelir Vergisi Kanunu'nun 73. Maddesine göre, kiraya verilen bina, arazi, mal ve hakların kira bedelleri emsal kira bedellerinden düşük olamaz. Emsal kira bedeli uygulaması, Vergi Usul Kanunu'na göre, genel bütçeye dahil daireler ve katma bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca yapılan kiralamalarda emsal kira bedeli hesaplanmaz. Maliye Bakanlığı tarafından yapılan incelemelerde, gayrimenkulün ücretsiz kullanıldığı veya kira bedelinin emsal kira bedelinden düşük olduğu durumlar tespit edildiğinde, bu durumlar vergilendirme sürecinde dikkate alınır.
- Eğer söz konusu; a. Bina ve arazi ise, yetkili özel merciler ve mahkemeler tarafından takdir edilmiş kira bedeli, eğer yoksa kiraya verilen bina ve arazinin emlak vergisine esas beyan değerinin yüzde 5'i, b. Mal ve hakların bedelsiz olarak başkalarının kullanımına sunulduğu durumlarda ise, piyasa rayicinin yüzde 10'u olarak hesaplanır. Örneğin, makine, teçhizat veya taşıtınızı veya bir hakkı başkasına kiraya verdiniz, maliyet bedelinin yüzde 10'u.
- Vergide beyan esası da geçerli olmak üzere, Gelir Vergisi Kanunu'nda gerçeklik ilkesine göre, o yıl içinde yapılan tahsilatlar vergiye tabidir. Kira bedelinin tevsik edici, yan, resmi kanallardan tahsil edilmiş olması (banka, finans kurumları, PTT gibi) gerekmektedir. Aksi halde özel usulsüzlük cezasına tabi tutulabilir.
- Kardeşiniz, ana, baba veya çocuklarınız gibi usül ve füruğdan birine birden fazla konut tahsis edilmişse, sadece her biri için hangisine fazla tahsis edilmişse bir tanesi için hesaplanmaz (vergi değeri yüksek olan elenir, düşük olan baz alınır). Eğer ikamet amacıyla değil, yazlık olarak kullanılıyorsa, işyeri amacıyla kullanılan da dahil emsal kira bedeli uygulanır.
- Kaynana gibi usül ve füruğ dışındaki akrabalara konut tahsis edilirse emsal kira bedeli hesaplanır. Örneğin, kaynanızın kullanımına emlak vergisi değeri 3.000.000 TL olan evi verdiniz. Amcanız da olur, kuzeniniz, dayınız usül ve füruğdan ayrı olduğu için hesaplanır. Emsal Kira Bedeli = 3.000.000 TL x 0,05 = 150.000 TL'dir.
- Eğer kaynana veya akrabalarınız ile aynı konutu kullanıyorsanız uygulanmaz.
- Akraba dışındaki kişiler ile aynı konutu kullanıyorsanız hesaplanır.
- Akraba olsa bile ikamet dışında kullanılıyorsa emsal bedel hesaplanır.
Son Söz: Adam Smith'in vurguladığı gibi, aileleri vergi müfettişlerinin incelemelerine maruz bırakmak özgürlükle bağdaşmaz. Bir devleti en düşük barbarlıktan en yüksek zenginlik düzeyine taşımak için barış, kolay vergiler ve kabul edilebilir bir adalet yönetimi dışında pek az şey gereklidir; geri kalan her şey olayların doğal akışı tarafından sağlanmaktadır. Bu doğal gidişatı engelleyen, işleri başka yöne çeken, toplumun ilerlemesini belli bir noktada durdurmaya çalışan her hükümet doğal değildir ve kendi kendini geçindirebilmek için baskıcı ve zalim olmaya mecburdur.
Yorum Yazın