Tüketici Hakem Heyetleri 6502 sayılı Tüketicinin Korunması hakkındaki Kanun’a göre tüketiciye yönelik uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla kurulan heyetlerdir.
Tüketici örgütlerinin kendi aralarından seçeceği bir üye, ile beraber başkan dâhil beş kişiden oluşur.
2023 yılı için 64.000.TL. Altındaki başvurular, 2024 yılı için 104.000. TL. Olarak belirlenmiştir.
Tüketici Hakem heyetleri verdiği kararlar ile tüketicinin üzerinden büyük bir yük almaktadır. Elinizdeki belgeler ve aldığınız hizmet veya ürün ile ilgili itirazınızı net olarak, e devlet üzerinden veya bizzat dilekçe ve belgeler ile başvurduğunuzda en geç 6 ay içinde karara varılır.
Maalesef her şeyde olduğu gibi bu kurumda suistimal edilmektedir.
Diyelim ki, siz başvurunuzu ilgili hakem heyetine yaptınız. İlgili firma hiç bir şekilde savunma yapmıyor. Siz de şaşırıyorsunuz, kazandım diye seviniyorsunuz. Hâlbuki karşı taraf kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu tüketici mahkemesine, tüketici mahkemesi bulunmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemelerine itiraz edebiliyor.
Örnek vereyim, 2022 yılında sigorta ile ilgili 2.500.TL. lik uyuşmazlığım Hakem Heyeti’nde haklı görüldü. İstanbul dışında oturmama rağmen RAY Sigorta firması davanın duruşmalı olarak yapılmasını istedi.
Düşünebiliyor musunuz; dava konusu 2.500.TL. Ben neredeyse bunun iki katı masraf yapacağım.
Tabii ki gelemeyeceğimi beyan ettim, ancak bulunduğum şehirdeki adliyeye gidiş geliş, evrak masrafları, orada kişinin o adliye ortamına girdiğinde karşılaştığı dejenerasyon da dahil, Hakem heyetine başvurduğuna insanı bin pişman etmektedir.
Bu arada karşı tarafın avukatı davada bilirkişi beni haklı gördüğü için, “Hakem heyetinin lehimize kararı var, Keçiören Tüketici Hakem Heyeti’nin kararını ekleyeceğiz” diye mahkemeye savunmada bulunmuş.
Ben hayatımda Keçiören’e ne gittim, ne de Hakem Heyeti’ne başvuru yaptım. Amaç zaman kazanmak, mahkemeyi oyalamak...
Bu arada sigorta firmasının avukatı da bana tehdit mesajı gibi “sonuna kadar gideceğiz” diye mesaj göndermiş. Kışkırtıp karşı tarafı bir de oradan tazminat davası açalım derdinde avukat....
İlgili mahkemeye de yazdım kale alan yok. Neler dönüyor anlamak mümkün değil!
Mahkeme 15 gün süre verdiği halde, zaten böyle bir mevzu olmadığı için ve avukatın derdi de mahkemeyi oyalamak olduğu için, hala dosyada hiçbir ilerleme yok.
Geçen yıl da aracımın boya tamirini yapamadığı için görünüşte Doğuş Oto markasını kullanıp tüketici aldatan, aslında Urfa’da Vimsa adında bir şirket olan bir firma için Hakem Heyeti’ne başvurmuştum.
Bilirkişiye aracı götürdüm haklı olduğumu gördüler ve lehime karar verilmesine ve dava süresince firma hiçbir savunma yapmamasına rağmen karar tebliğ edildikten sonra itiraz ediyorlar.
Açıkçası bu avukatlar için de güzel bir gelir kapısı, tüketici mahkemelerindeki bilirkişiler için de...
Sonuçta yıpranan hem Tüketici Mahkemeleri Başkanlığı, kalemde çalışanlar ve biriken binlerce dosyanın verdiği iş yükü...
Yapılması gereken mahkemelerdeki bu iş yükünü azaltmak değil mi?
Madem karşı taraf hakem heyetini kale almıyor ve hiçbir savunma yapmıyor, tüketici mahkemesinin de itirazı kabul etmesi ne anlama geliyor? Ayrıca neden uyuşmazlık sınırının altında kalan bu rakamlar için mahkemeler meşgul edilir.
Kanun maddesi ile bunun düzeltilmesi dileğiyle...
Yorum Yazın