Ithaca Edebiyat Vakfı, Temmuz 2026 ayı için Sınır Tanımayan ilk şiir olarak 833 no. ile Venezuela’lı şair HANNI OSSOT, (1946 - 2002)’a ait; çevirisini “GÖLET” olarak yaptığım, “ THE POND” adlı şiiri seçti.
Şiir, şairin biyografisi ve şirinin yorumu ile birlikte, keyifli okumalar diliyorum...
Hanni Ossott (14 Şubat 1946 – 31 Aralık 2002) Venezuelalı bir şair, çevirmen ve eleştirmendi.
Caracas'ta doğdu ve lisans eğitimini Venezuela Merkez Üniversitesi'nde tamamladı; sonra profesör olarak da görev yaptı. José Antonio Ramos Sucre Ödülü ve Lazo Martí Ödülü'ne layık görüldü ve çevirmen ve eleştirmen olarak çalıştı. Rainer Maria Rilke ve Emily Dickinson'ın bazı eserlerini İspanyolcaya çevirdi. Şiirleri varoluş, hastalık, kimlik, ruh ve soyut temaları ele aldı. Zamanının büyük Venezuelalı şairlerinden biri olarak saygı gördü ancak Venezuela dışında neredeyse hiç tanınmıyor.
Eserleri:
Gün Doğana ve Gölgeler Kaçana Kadar (1983)
Gecenin Açıldığı Krallık (1986)
Dualar ve Gölgeler (1986)
Gökyüzü, Büyük Kemerin (1989)
Su ve Gölgeler Evi (1992)
Kırık Sirk (1993)
Şiir Nasıl Okunur (2005)
Yorum
Çocukluğum,
şimdi kendimi seyrettiğim
bir gölet.
Bu üç dize şiirin en güçlü yerlerinden biri. "Çocukluğum"un bir zaman dilimi değil, bir ayna, bir mekân hâline gelmesi çok etkileyici. "Şimdi" sözcüğü de geçmiş ile bugünü aynı anda buluşturuyor. Anı, geçmişte kalmış bir şey değil; bugün de içine bakılabilen canlı bir su yüzeyi.
Yeşil yosunlarla örtülü
dibinde yosun tutmuş taşlar,
nadir ve ışıltılı balıklar var
Burada bellek katmanlaşıyor. Taşlar kalıcılığı, yosun zamanın birikimini, balıklar ise bellekte ansızın parlayan anıları çağrıştırıyor. Özellikle "nadir ve ışıltılı balıklar" imgesi, çocukluk anılarının hem az bulunur hem de göz kamaştırıcı oluşunu güzel yansıtıyor.
Ellerimi daldırırım
bir gölgeyi kavramak için
suyu usulca karıştırırım
her defasında kayar gider avucumdan
"Gölge" yalnızca bir gölge değil; şiirin duygusal merkezi. Çocukluk, benlik, geçmiş, belki de kaybedilmiş masumiyet. Suyu karıştırdıkça görüntünün daha da dağılması, belleğin paradoksunu anlatıyor: Geçmişi ne kadar yakalamaya çalışırsak o kadar bulanıklaşıyor.
"Kayar gider avucumdan" çok başarılı bir Türkçe dize olmuş. "Avuç", yalnızca eli değil, sahip olmayı da simgeliyor.
Gölet, göğü geri verir bana,
bulutlarıyla birlikte.
gökyüzüyle yeryüzü
öpüşüp kavuşurlar orada
Burada şiir bireysel anıdan kozmik bir bakışa açılıyor. Gölet artık yalnızca çocukluğun simgesi değil; gökyüzüyle yeryüzünün birleştiği bir eşik hâline geliyor. Bu imgede su, iki dünyanın birbirine değdiği bir ayna işlevi görüyor.
bir tablo çizerim,
onu düşlerim.
ama ulaşamam asla
Burası çevirmenin özgün metinden uzaklaştığı bir yer ama Türkçede güçlü bir kapanış sağlıyor. Özgün şiirdeki sade "I can't reach it." cümlesinden biraz daha kesin ve kaderci bir tını taşıyor.
Yorum Yazın