DÜNYANIN TEK İLAHİSİ
Bu gece bir sayfa açıyor,
kozmik bir düşünce için hazırlanmış.
Bir kalem istedim,
ve kendi kendime sordum:
Nasıl bir kalem olmalı ki,
karanlığın alnında
nadir kıvılcımlar gibi parıldasın?
Uzayın en uzak kıyılarında,
görünmeyen,
tüm ihtişamıyla bir yıldızı ortaya çıkardı.
Onu usulca çağırdım
o yüce âlemden,
ta ki bana yaklaşana,
göğümde asılı kalana dek.
Onu bir hokkaya erittim;
geçip gitmiş yılların
hilalleriyle süslenmiş bir hokkaya.
Ve sanki
bir galaksiyi avuçlarımda taşıyor,
ait olduğum göksel bir yörüngeyi
ellerimde tutuyordum.
Şimdi kalemin ucunda
bir şey parlıyor.
Sanki bir bulutsunun damarlarından
henüz doğmuş bir alfabe damlıyor.
Hiçbir dilin hayal edemediği,
sonsuz mecazlarını kendi ören,
göğün süsleriyle yazılmış
bir metne dönüşüyor.
Ben ise
şafak gibi doğdum.
Gecenin karanlığı çekildi,
kaybolmaya yazgılıydı zaten.
Göğü katladım,
sonsuzluğu
dünyanın tek ilahisinin
içine sığdırdıktan sonra.
Ve henüz gelmemiş gecelere,
ışığın iradesiyle
kor olmuş parmaklarımın
izini bıraktım.
Mustafa Abdulmalek Al-Sumaidi
Yemen
Yorum Yazın