Cumhuriyet Bayramı'nın ruhunu yükselten, savaşın ortasında bile insanlık ve dostluk ışığını taşıyan unutulmaz bir hikâye.
29 Ekim sabahı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıl dönümünün olduğu günmüş. Bu hikâyeyi Mustafa dedemin ağzından dinlemek ayrı bir gururdu benim için.
Günün ilk ışıkları doğmaya başlamış. Niğde Bor ilçesinin tek camisinin minaresine vuran, sanki özgürlüğü ve demokrasiyi haykıran ilk ışıkların dedemde bıraktığı heyecan hala gözlerine yansıyordu. Bor ilçemizin Cumhuriyet Meydanı gurur ve heyecanla belediye tarafından halk dayanışması ile bayraklarla süslenmiş bir bayram havasında halka çağrıda bulunulmuş. Halk, Cumhuriyet Bayramı'nı coşkuyla kutlamaya hazırlanıyormuş. Mustafa dedem ailesiyle birlikte Cumhuriyet meydanına gitmek için sabahın erken saatlerinde heyecanla hazırlanıp yola çıkmışlar. Dedemin evi Cumhuriyet Mahallesine on dakikalık yürüme mesafesindeymiş. Ki o ev dedem vefat edene kadar bizim her yaz kaldığımız tarih kokan ocağımızdı.
Dedem, MUSTAFA namı diğer Altın Diş Mustafa, torunu olarak benimle büyük bir gurur duyuyordu. Biraz deli biraz asi ama onun gibi yürekli. Bugün, ilçenin Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına özel bir hikâye ile katkıda bulunmayı planlıyorum dedemi de yâd ederek. Dedem Baş Pınar Mahallesinin ileri gelenlerinden hatırı sayılır bir insandı. Merhameti, olgunluğu çocuklara olan sevgisi ve adaletli oluşuyla tanınırdı. Dedem anlatmaya başladı heyecanla, o gün meydanda Belediye Başkanının konuşmasından sonra halka sırayla Cumhuriyet hatıralarıyla ilgili söz verilmiş. Dedemde bunlardan biriymiş. Bunu bize anlatacaktı heyecanla bekliyorduk. Bizi önüne katarak evinin ikinci katındaki her yer sırtımız dayadığımız yastıkları bile halı dokuma olan karşılıklı sedir ve kanaviçe döşeli salona aldı. Köşesine yerleşti, yanına bir bardak su koydu ve bize anlatmaya başladı.
Dedem, gözlerini sol yanına çevirip gözyaşlarını bizden saklayarak anlatmaya başladı:
"Çanakkale savaşları sırasında, Türk birliklerinden saka eri olan Mustafa İman yani dedem zorlu bir görevle karşı karşıya kalmıştı. Hem hararetle yaptıkları mücadeleyi o zor zamanları ve her şeyin yetersiz olduğu o yokluk zamanlarını, yaşam koşullarını, mühimmat eksikliğini anlatmaya başladı. Bir gün bozuk ve sisli havada katırıyla çeşmeye su almaya göndermişler onu. Çeşme çok uzaktaymış. Yolunu kaybedip İngiliz birliklerinin arasına düşmüş. İngiliz askerleri tarafından yakalanmış.
Hepimiz kulak kabartarak gözlerimiz büyümüş onu dinliyorduk.
"Mustafa, soğukkanlı davranışıyla hiçbir endişe göstermeden, ‘Ben Mustafa İman bir Türk neferiyim. Beni kumandanınıza götürün' demiş. Biraz da hırpalanarak İngilizler tarafından kumandanın karşısına çıkarılmış. İngiliz kumandanı, 'Bizim kumandanımız Mustafa Kemal size selam gönderdi. Bugün savaş halinde olsak da savaş sona erdiğinde tekrar dost olabiliriz ve yüz yüze bakabiliriz' dedi. 'Sizde su bulunmadığı için, bu suları size gönderdiğini söyledi.' İngiliz kumandanı, katırın sırtındaki suların boşaltılmasını ve yerine bisküvi, çikolata, konserve gibi yiyeceklerin yüklenerek geri gönderilmesini emretmiş."
Dedemin anlattığı bu hikâye, Bir Anadolu neferinin hem üstün ve kıvrak zekasını nasıl kullanabildiğini ortaya koyuyor hem de Cumhuriyetin kuruluş yıllarının dayanışma ve barışçıl ruhunu simgeliyordu. Bu hikâye sayesinde, Türk ve İngiliz askerleri arasında bir savaşın ortasında bile insanlık, hoşgörü ve dostluk duygularının yer bulduğunu gösteriyordu. Köy halkı, gözlerinde yaşlarla bu anlam dolu hikâyeyi dinlerken, dedem gurur ve mutlulukla devam etti:
"Dedem işte o gün, tahmin edilmeyen hediyelerle dolu bir katırla geri dönerek kumandanını ve Mehmetçikleri gururlandırmıştı. Bu olay, gösteriyor ki, insanlar savaşın ortasında bile insani değerlere bağlı kalabilirler. Cumhuriyetimizi kurarak, Türkiye'de hoşgörü ve barışı yücelten Atatürk'ümüzü unutmamak gerekiyor. Bugün, Cumhuriyet Bayramı'nı hak ettiği şekilde kutlayarak ve her ne olursa olsun bu değerlere sahip çıkarak Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı olduğumuzu kanıtlamamız gerekmektedir.
Cumhuriyet meydanında, herkesin gözleri yaşlı ve gurur doluydu. Dedemin anlattığı bu gerçek ve özel hikâye, Cumhuriyet'in güzelliklerini ve değerlerini hatırlatarak, bir arada kutlanan bayramı anlamını daha da derinleştirmişti. Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarına olan saygıları ve milli duyguları kabaran Bor halkı, coşku içinde bayramlarını kutlamışlardı yüzlerinde gururdan bir tebessümle… Sevgilerimle
Leyla KARATAŞ
Yorum Yazın