Yorumlar
ali kaybal
Sevgili okuyucular, yazılarımı usulü dairesinde eleştirebilirsiniz. Eleştiriye her zaman açık bir kişiyim. Ali Kaybal (DERMANİ)
Şiir, yazılı edebiyat türlerimizden biri olup nazım/manzume olarak literatürde yer alır. Şiir hakkında birçok şey söylenmesine rağmen hiçbiri tek başına şiiri tamamen kavrayan ve açıklayan ifadeler olmamıştır. Bunlar, şiirin bir yönünü ele almış ve kendi bakış açılarına göre vurgulamışlardır.
Ahmet Haşim, "Şiir, nesne çevrilmesi mümkün olmayan nazım şeklidir" demiştir. Bu şekliyle, şiir sahip olduğu kalıbın dışına taştığında anlam bütünlüğünü ve yüklediği heyecan verici duyguları yok ettiği düşünülebilir.
Montaigne, "Şiirin kötüsü veya orta hallisi için kurallar, ustalıklar bir ölçü olabilir. Ama iyisi, yükseği, harikuladesi aklın kurallarını aşar." diyerek, harikulade bir şiirin temasında ve özünde akıl aranmayacağını ifade eder. Akıl aranacak olsaydı, Mecnun'un çölde ne işi olabilirdi ki?
Baudelaire, "Şiirin ilkesi, insanın bütün bir güzelliği özlemesidir. Bu ilke, bir coşkunlukta, bir ruh taşkınlığında kendini gösterir. Bu coşkunluk, aklın yorduğu hakikatin dışındadır." demiştir. Bu anlamıyla, hakikatler dünyasından düşler aleminin ayrıldığını belirtir. Her şey hayal. Ama gerçek olan bir şey var ki; Ferhat bunun için dağları delmişti.
Cahit Sıtkı Tarancı ise, "Şiir, kelimelerle güzel şekiller kurmak sanatıdır." diyerek, herkesin ruh halini yansıtan kelimeler dünyasına hoş geldiğimizi ifade eder.
Bence şiirin en önemli özelliği insanlarda güzel duygular uyandırmasıdır. Yazılanlar ve çizilenler hayal olsa da her zaman yüce bir duygudan kaynaklanır. Fikrin sağlamlığı, duyguların derinliği ve düşüncelere katılan özel bir ifade tarzı, tüm bu güzelliği harekete geçirir. Bu özellik, şiirlere ayrıca bir sanat değeri katar.
Duygu ve düşüncelerimizin derinliklerinden fışkırarak gelen şiirler, ölçülü ve ölçüsüz dizeler halinde yazılır. Bu dizelerin her birine mısra denir. Mısralar, farklı biçimlerde gruplanabilirler. İkişer ikişer sıralandıklarında her birine beyit denir. Dörder gruplanan dizilere ise dörtlük denir. Bazen bu dörtlükler alt alta sıralanır. Kıta adını verdiğimiz bu alt alta uzayan dizelerin bir ölçüsü olduğunu görmekteyiz. Buna vezin denir. Ölçü ve tartı anlamına gelen bu kelime Türk edebiyatında iki şekilde kullanılmıştır: Hece ve Aruz."
Ahenkli bir mecraya doğru yol alabilmek için Hece Vezniyle yazılmış bir şiir ile noktalayalım..
SENİ İLK GÖRDÜĞÜMDE
Seni ilk gördüğümde
Sen ayazda üşürdün
Aşkı tanımamışken
Kalbime kor düşürdün.
Baş ettim soğuklarla
Sessiz yalvarışlarla
O mahzun bakışlarla
Kalbime kor düşürdün.
Gözlerindeki mana
Anla der gibi bana
Tutundukça ben sana
Kalbime kor düşürdün.

Yorum Yazın